MEDENİYETLER, SEVGİ, İLİM, ÎMÂN,  AHLÂK ve ADALET ile KURULURLAR…
CEHÂLET, İMANSIZLIK, AHLÂKSIZLIK ve  ZULÜM ile YIKILIRLAR!..

Allah Teâlâ(c.c) buyuruyor:

“Allah sizlerden îmân edip, güzel amel ve harekette bulunanlara mutlak sûrette va’detti ki, kendilerinden öncekileri nasıl (kâfirlerin yerine) sâhip ve hâkim kıldıysa, onları da (aynı şekilde) yeryüzüne sâhip ve hâkim kılacak, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm’ı) kendilerine sağlamlaştıracak, (pâyidar kılıp koruyacak) ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra (hâllerini) kesin bir eminliğe çevirecektir. Çünkü onlar, (bu emniyet içinde) bana kulluk ederler…” (en-Nûr, 55).

“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; “emr-i bil ma’ruf ve
nehy-i ani’l-münker”de bulunur ve (yalnızca) Allah’a inanırsınız” (Âl-i İmrân, 110).

EFENDİMİZ (s.a.v.)’İN İNSANLIĞA ÇAĞRISI

Bu mesaj, M.S. 632 yılında Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) tarafından yüz bini aşkın
müslümana îrâd edilmiştir.

EY İNSANLAR!
Dediklerimi iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak
bir daha birleşemeyeceğim.

İNSANLAR
Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHÂBIM!
Yarın Rabbiniz’e kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur.

ASHÂBIM!
Kimin yanında bir emânet varsa onu sahibine versin! Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah’ın emriyle fâizcilik artık yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın fâizidir.

ASHÂBIM!
Câhiliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan dâvâsı Abdulmuttalib’in torunu “amcazâdem” Rebia’nın kan dâvâsıdır.

ASHÂBIM!
Bugün şeytan size şu topraklarınızda yeniden tesir ve hâkimiyetini kurmak gücünü ebedî
surette kaybetmiştir. Fakat siz, bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona
uyarsanız bu da onu mennun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!
Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emâneti olarak aldınız, onların nâmuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları
vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer râzı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

MÜ’MİNLER!
Size bir emânet bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emânet Allah Kitâbı Kur’ân’dır. MÜ’MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz etmek helâl değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.

ASHABIM!
Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!
Cenâb-ı Hak her hak sahibine hakkını Kur’ân’da vermiştir. Vârise vasiyet etmeye lüzum yoktur. Zinâ eden için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba kalkan nankör, Allah’ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahâdetlerini kabul eder.

İNSANLAR!
Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır.
Allah yanında en kıymetli olanınız O’na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana
(Allah saygısı ölçüsünden başka) bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? “Allah’ın elçiliğini îfâ ettin, vazifeni yerine
getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahâdet ederiz.” Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, mübârek şahâdet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu:

Şâhid ol yâ Rab!
Şâhid ol yâ Rab!
Şâhid ol yâ Rab!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin