“Hani Rabbin Ademoğullarından, onların sırtlarından zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şâhit tutmuş, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) demişti. Onlar da: – Evet Rabbimizsin, şâhit olduk, demişlerdi. İşte bu şahitlendirme, kıyâmet günü bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz içindi.” (El-Â’raf, 172)- Yahut “Daha evvel ancak atalarımız (Allah’a) şirk koşmuştu, biz de onların ardından (gelen) bir nesiliz. Şimdi O bâtılı kuranların işlediği günahlar yüzünden bizi helâk mı edeceksin?- dememeniz içindi.” (El-A’raf, 173)Merhum Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır; bu ilahi mukaveleye temasla şöyle buyuruyor:“Bu mukavele ve bu misâk-ı fıtrî beşerin mebde-i dinîsi, mebde-i hukûkîsi, mebde-i medenîsi, mebde-i ictimâîsidir.”“Bu mukavele insan hayatının bütünü içinde yaptığı en önemli ve en şerefli bir mukaveledir. İnsan bütün varlığı ve ciddiyetiyle ona uymak zorundadır.”Bu mukavelede kulun rabbine verdiği söz şudur: “Sen bizim Rabbimizsin. Böyle ilahi bir mukavelenin yanında Jean Jacques Rousseau’nun hukukta mühim bir yer işgal eden (Du Contrat Sociale) içtimaî mukavelesinin (sosyal sözleşmesinin) yeri ve değeri ne olabilir ki?Türkistan evliyâsından birine soruyorlar:“Tasavvuf nedir?”Cevap veriyor:“Ahde vefâdır (yani Kâl-û Belâ’da verilen söze vefâ göstermektir.)”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin